Hematoloji Uzmanlık Derneği | Güncel Haberler

Küba'nın kanser aşısı Akciğer Ca için bir umut mu? - 26-05-2014


 
Kaynak: medimagazin

Purosuyla tüm dünyaya nam salmış olan Küba, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tavsiyeleri doğrultusunda geniş kapsamlı ulusal bir planı yürürlüğe koyarak, akciğer kanserinde aşı çalışmaları üzerine yoğunlaştı.
Yaklaşık 20 yıldır bu amaçla biyoteknoloji konusunda, önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bir milyar Amerikan Dolarını araştırma ve geliştirmeye yatırım olarak ayırdı ve 1200 uluslararası patentin sahibi oldu. Küba, bugün elliden fazla ülkeye ilaç ve aşı pazarlaması yapıyor.

Havana merkezli Moleküler İmmunoloji Merkezi (CIM) tarafından geliştirilen ilk akciğer kanseri aşısı 2008 yılında ruhsatlandırıldı. 2013 yılında ise ikinci aşısı Racotumomab’ı  yine aynı merkez geliştirdi ve bu ürün de ruhsatlanarak bugüne kadar 600’ü geçen hastada kullanıldı. Arjantin’de de ruhsatlı olarak 2013 Temmuz ayından bu yana kullanılıyor.


Türkiye’de de bu ürünlerle ilgili bilimsel çalışmalar, ilaçların geliştirildiği Moleküler İmmunoloji Merkezi’nden gelen Dr. Tania Crombet tarafından Ocak 2014’de İmmuno Onkoloji Derneği ile gerçekleşen toplantılarda sunuldu ve tartışıldı.


Burada üstünde vurgulanması gereken, kanser için evrensel bir aşının olmadığıdır. Şu an için onkolojide uygulanacak aşılar, kanser gelişimini önleyen değil, tedavi edilmesine yardımcı olan aşılardır. Buna "terapötik kanser aşısı" denir.


1. İmmüno-Onkoloji ve Hedefe Yönelik Kanser Tedavileri Kongresinde Medimagazin Genel Yayın Yönetmeni Dr.İbrahim Ersoy Havana’daki Moleküler İmmunuloji Merkezi (CIM)‘deki Moleküler İmmunoloji Enstitüsünde İnovasyon Direktörü olarak görev yapan Luis Enrique Fernández Molina ile aşıyı konuştu:
 



Küba aşısı diye bilinen immünmodülatörün etki mekanzmasını öğrenebilir miyiz?

Aslında aşı terminolojisi Louis Pasteur’le başladı. Ve genelde aşılama dediğimiz şey vücuda verilen bir maddeyle dışarıdan gelecek bir yabancı canlıya karşı vücudun kendi immün sisteminin verdiği reaksiyonu harekete geçirmek.


Bu bahsedilen aşı sistemlerinde zaten hastanın bir hastalıkla beraber devam etmesi ve bu hastalığa karşı verilen  bir aşının içerde verdiği tepkiyle bu dediğim zaten hastalık olan kişide hastalarla uğraşan molekülleri ortaya çıkarmasını sağlayan bir tedavi yöntemi.

Küba ‘nın 2. aşısı bu, şu anda aşı çalışması hangi düzeyde ve kullanıma girmesiyle ilgili öngörüleri neler? Yani ruhsatlandırılıp doğrudan insanlarda uygulanmasıyla ilgili öngörülerini alabilir miyiz?
Çalışılan her iki aşıda şu anda Küba’da ruhsatlı ve rutin hayatta kullanılmakta. Şu an her iki aşıyı kombine edip daha iyi sonuç alma çalışmalarını yapıyoruz

Peki kullanılan hastalarda radyolojik olarak tümörün gerilediğiyle ilgili bilgiler var mı?
Kanser aşı tedavileri ya da immüterapisi bizim bildiğimiz kemoterapilerden biraz farklı çalışır. Amacımız büyük bir primer tümörün küçülmesini sağlamak değil. Zaten kanser aşılarının tedavisi primer tümörün üzerinde değil de metastaz yapılan yerlerdeki hücreleri baskılayıp aynı halde tutmaya çalışmak.

Akciğer kanseri de çok metastaz yapan bir tümör, yani metastaz yapılan yerde mesela karaciğerde metastaz odaklarının gerilediğini gördünüz mü? Klinik olarak bir etkinliğin gösterilip gösterilmediğini açıklayabilir misiniz?
Bahsettiğim gibi primer tümörün üzerinde tedavi edilen, onu tamamen çıkarmak, küçültmek gibi klasik bir metadoloji üzerinden gitmiyor. Tamamen uygulanan hastalarda ki ölçüm genel sağ kalım veya progresyonsuz sağ kalım üzerine ölçüm yapılıyor. Bu da zaman isteyen bir şey, tamamen zamana bağlı bir tedavi seçeneği.  

Peki, şu andaki aşı Akciğer Kanserinin hangi tipinde kullanışıyor? Yani etki ettiği bir tip var mı?
Normalde bildiğiniz gibi akciğer kanseri küçük hücreli ve küçük hücreli dışı olarak ikiye ayrılmakta. Ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri yüzde 80’e varıyor. Her iki tiple de çalışmalarımız olmasına rağmen biz daha çok daha büyük olan küçük hücreli dışı akciğer kanserine yönlendik. Ama küçük hücrelide de umut verici sonuçlar gördük.


Mesela küçük hücreli akciğer kanserinde karsinoid sendromu gibi , bir takım komplikasyonlara karşı gerilemeler tespit ettiler mi?

Tabi bu küçük hücreli çalışması 5-6 yıl önce gerçekleştirilmiş. O zaman ki çalışan doktorlar hekimler bunu çok cesaret verici sonuçlar olduğunu söylemişler. Veya herhangi bir şekilde toksik, yan etki gözlemlemedik. Ancak onların tabii ki bütün kaynaklarıyla beraber tamamen küçük hücreli olmayan kansere yönelmeyi tercih etmişler.


Akciğer kanseri daha çok ileri evrede yakalanıyor. Kullanılan aşının evrelemeyle ilgili bir kriteri var mı? Yani ileri evre ya da erken evrede bir fark yaratıyor mu?
Zaten kendi çalışmalarımız da, son çıkan yayındaki çalışma grubu da gösteriyor ki ileri evre yani evre 3b, 4 metastatik evrede bu aşının kullanımı söz konusu.  Daha önceki çalışmalarda birinci basamakta da erken evrede bir çalışma gibi düşünmüşler. Ancak birincisi akciğer kanserinde erken evre yakalanma ihtimali çok küçük; ikincisi 2. basamakta çok erken evrede kullanmayı ölçmek için de bir çalışma dizaynı olmalı. 10 sene yaşayacak hastanın da aşıyı ne kadar süre kullanıpta ondan sonra da artı bir katkısı var mı yok mu ölçmek için de çok çok uzun bir zamana ihtiyaç duyulacaktır. Ama şu andaki kullanım alanı evre 3b ve 4.

Anladığım kadarıyla aşının kullanılmasıyla patolojik, klinik veya  radyolojik olarak bir gerileme görülmüyor. İlaç kullanmayanlara göre sadece sağ kalımda artış tecrübe ediliyor.

Evet, doğru anlamışsınız. Şimdi immüno terapiler kullanımında tümörün bazen ilk başında tümörde bazen büyüme gibi bir durum görülebilir. Ama bu sizi yanıltmasın, bu büyüme immüno terapiye verdiği yanıtı da gösteren bir durumdur.

Küba’nın sağlık sisteminin biraz daha kamusal ağırlıklı olduğunu ve devlete yönelik olduğunu biliyoruz. Dünyayı da gezdiğini muhtemelen tahmin ediyoruz. Kendisine, Küba’ya veya çalışma arkadaşlarına bu tür çalışmalarından dolayı politik veya Amerika’dan başka yerlerden ilaç firmalarından politik veya farklı bir defans geliyor mu?
Genelde zaten birçok platformda Amerikalı meslektaşlarımızla buluşuyoruz. Ve kendileri çok enteresan biyolojik ürünler olduğunu söylüyorlar. Buna ek olarak ta Amerika’daki doktorlar kendi hastalarına iyi gelebileceğini düşündükleri zaman bizden isteyip   kendi hastalarında kullandıkları oluyor.

 

Teşekkürler.


Luis Enrique Fernández Molina

1953 yılında doğan Dr. Molina, Kimya Doktorasına sahiptir ve Havana’daki Moleküler İmmunuloji Merkezi (CIM)‘deki Moleküler İmmunoloji Enstitüsünde İnovasyon Direktörü olarak görev almaktadır.

Yedi ayrı projede kanser aşıları ve immunomodülator moleküller üzerine çalışmış 56 uluslararası yayını olan bilim adamı, 17 patent çalışmasına da katılmış ve 15 ulusal bilim ödülüne sahiptir.