Hematoloji Uzmanlık Derneği | Güncel Haberler

SGK 2005’ten Aralık 2012 Süreci - 22-05-2014


 SGK süreci 19 Şubat 2005’te SSK’nın Sağlık Bakanlığına devri ile başlar. İlk devir işlemi başlayıp SSK’lı hastaların "Özel Hastanelere ve serbest eczanelere" gitmeye başlamaları ile süreç başladı ve devam etti. SSK Sağlık İşleri kuruldu,  gelen faturalar incelenip ödendi, bu süreç geçiş süreci olduğundan Bakanlık’ta toleranslı davrandı ve Ağustos 2008’e kadar devam etti. SSK Sağlık İşleri İl Müdürlükleri, SGK kurulduktan sonra SGK İl Müdürlüklerine bağlandı ve Merkez Müdürlükleri olarak adlandırıldı.

                SSK Hastaneleri Sağlık Bakanlığına devredilince, buradan bazı hekimler SSK’da kalarak Fatura İnceleme birimleri kuruldu.  Bu  (SSK) kurumda çalışan bazı hekimler SSK Hastaneleri döneminde de kurumun dışarda hizmet alımı ile gelen faturaları incelediğinde belli tecrübeleri zaten vardı, Yeni süreçte bu bilgi ve birikimlerini kurum içinde paylaştılar. Kurum kendi doğal reflekslerini de geliştirerek dışardan gelen faturaları inceledi. SGK fazla faturalamaya karşı bazı önlem almaya çalıştı, zamanla faturaların artmasından da gerekli önlemleri almaya başladı. Çünkü SGK 2007 itibarı ile 6-7 milyar TL  kurum ödemeleri  2012’de 44 milyara  TL ulaştı. SGK’dan sağlık için ayrılan bütçe bitti. 8-9 ayda bu harcandığı konusunda basın ve kamuoyunda açıklamalar mevcuttur.

                SGK sürecin zorluğunu ve mali portresini kavramaya başlayınca daha fazla önlem almaya başladı, bu sürede bazı önlemlerde biraz katı ve radikal oldu. Hatta Ağustos 2008 çıkarılan vaka başı (=paket) hizmet faturalama yöntemine geçince bazı Dal ve Tıp Merkezleri "PAKET" oldu. Bundan önce her hizmeti fatura eden Özel Kurumlar paket, işlemlerden sonra kısıtlama yaşadı; Bu Hizmeti Vaka başı, Bu Hizmeti Günübirlik, Bu Hizmeti Pakete dahil, Bu Hizmet Pakete dahil değil şeklinde devam etti. Böylelikle terminolojiye yeni kelimeler ve sıfatlar kazandırıldı, Özel Hastanenler de hizmet alanlarını ve faaliyetlerini artırdılar. Çoğu yeni ortaklıklar ve yurt dışı krediler kullanarak kapasitelerini artırdılar. Sektöre yeni yeni sermaye akmaya başladı mali portesinde tahmin edilemeyecek kadar büyüdü. Benzinciler, Müteahhitler  ve Büyük sermaye sahipleri…vs sisteme girdiler, büyük  ve yeni bir sektör oluştu, 'Sağlık Sektörü' 

SGK sistemin büyüdüğünü gördükçe karşı önlemler almaya başladı, Bazen bu önlemler tabana yayılarak eritmeye ve hizmetin yayılmasını sağlayarak (Çeşitli illerde fatura inceleme  birimleri kurarak) bazen katı-sert önlemlerle sistemi daraltıp toplamayı denedi. Bu süreçte "Kamu Kurumları" ile Global Bütçe ile anlaştı. Özel Hastanenler ve Üniversite Hastaneler bu sistemi kabul etmeyerek eski sistem olarak devam ettiler. Bunu da fatura inceleme; yöntemleri, Esasları ve  ussulleri  şeklinde yeni argümanlar geliştirdi. Sağlık Hizmetleri Sunucuları bunlara karşı bazı önlemler aldı bazılarına çözüm üretmeyerek bazı ekonomik sorunlar yaşadı bunu aşmakta zorlanan bazı Özel Kurumlar ya kapandı yada el değiştirdi. Bazı sermaye kuruluşları faaliyet alanların değiştirerek bu alana yatırım yaptılar ve yeni bir sektör ortaya çıkartı. Bu aşamada yeni oluşan bu tabloyu, Sağlıksız  büyüyen ve daha olgunlaşmayan her gün bir açmaz ve sorunla, Karşı karşıya kalan bir sağlık sektörü oluştu. Bu sektörün adını da şöyle değiştirelim isterseniz Özel hastaneler değil, "Devletle Anlaşmalı Kurumlar" demek lazım. Özel ibaresini kaldırsınlar.

Sağlık Bakanlığı'nı veya  SGK’nın bazı önlemleri o kadar sert-katı oldu ki kurumların bunlara refleks geliştirmeleri çok zor oldu, kapasite kısıtlaması, kadro kısıtlaması, yan dal kısıtlaması,.vs…  hastane sınıflaması ve daha pek çok önlem Özel Kurumları zorladı, yaklaşık sağlığın % 35 hizmet eden bu Özel kurumlar  son zamanda artış  alamayınca, daha da zorlandılar. Bundan sonrada bu kısıtlamalar devam ederse varlıkları sürdürmeleri imkansız hale gelebilir.

Kamu Kurumları kapasite ve yenilenme işlemlerine hız verirken Özel kurumlara hem kadro hem kapasite kısıtlaması, koymak çokta mantıklı olmasa gerek. Ama yadsınamaz gerçek var o da pasta büyüyünce herkesin iştahını kabartıyor, Kamu- Özel fark etmez, herkesim dilimin büyüğünü almak istiyor. Ne kadar şartlar eşit olmasa da Kamu ve Özel çekişmesi yaşanacak ya da Devlet büyük oyuncu Özel yedek oyuncu olmaya devam edecek gibi.

2005’ten beri Özelleştirmeyi teşvik eden Devlet her halde son uygulamadan sonra (15.10.2012 SUT’ta getirdiği değişikliklerle, örnek;  görüntülemeye ve diğer uygulamalar getirdiği kısıtlamalarla)   bu fikirden vazgeçerek kamulaştırmaya devam sinyali vermekte. Yani kısadan hisse Devlet bu alanda hala büyük oyuncu ve oyundan çıkmayı düşünmüyor.

* Devlet hizmet üreten ve uygulayan değil.

* Denetim ve kontrol fonksiyonunu daha etkin yapan konuma gelmelidir.

* Nereye kadar Allah bilir. Temennimiz o ki böyle devam etmesin! 

Dr. İsmet  TOPAÇ 
Acıbadem Eskişehir Hastanesi 
İsmet.topac@acibadem.com.tr


 
sağlık aktüel