Hematoloji Uzmanlık Derneği | Güncel Haberler

TÜRKİ CUMHURİYETLER SAĞLIKTA TÜRKİYE’DEN 10-15 YIL GERİDE - 06-08-2013




Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer:

TÜRKİ CUMHURİYETLER
 SAĞLIKTA TÜRKİYE’DEN 10-15 YIL GERİDE”

Türki Cumhuriyetlerde hematoloji alanında önemli çalışmalar yürüten Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, bu cumhuriyetlerin sağlıkta Türkiye’den 10-15 yıl geride olduğunu söyledi. Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Prof. Dinçer, hematoloji uzmanlık Derneği’nin Türki Cumhuriyetlerde yürüttüğü çalışmaların sağlık turizmi için lokomotif görevi üstlendiğini belirterek, “Sağlıkta Türkiye’ye en yakın ülke 10 yıl geride. Böyle düşündüğünüz zaman bu ülkelerin bizden alacağı çok şey var. Bizlerin onlara vereceği çok şey var. Oraya gittiğiniz zaman siz Türkiye’nin ilacını yazıyorsunuz, Türkiye’deki tıbbi cihazları getirtiyorsunuz.  Bizim yapmamız gereken şey bu cumhuriyetlerdeki eğitimi tamamlayıp hem Türkiye’de sağlık turizmini arttırmak hem de buradaki insanlarla Türkiye’de çalışan hekimlerle iletişimlerini sağlamak” dedi. Prof. Dinçer,  Hematoloji Uzmanlık Derneği olarak Türkiye hematolojisini kalkındırmak, tanıtmak ve Türkiye hematologlarının dünyaya hematologları haline getirmek istediklerini sözlerine ekledi.

Türkiye Hematoloji Uzmanlık Derneği Türki Cumhuriyetlerde önemli eğitim faaliyetleri yürütüyor  ve sağlık kuruluşlarına tıbbi destek sağlıyor. Türki Cumhuriyetlerdeki çalışmalara öncülük eden Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, Sağlık Dergisi’ne çalışmaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Türkiye Bölgesinde Uluslararası Bir Güç”
Türkiye’nin bölgesinde, sağlık alanında özellikle hematoloji alanında ciddi manada uluslararası bir güce sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman Dinçer,  Türkiye’nin bu başarıyı yakalamasında,  90’lı yıllardan sonra gelişen sağlık teknolojisini doğru zamanda doğru yerde kullanmasının ve insan gücünü zamanında yetiştirmesinin etkili olduğunu söyledi. Prof. Dinçer, “Bu başarının sonucunda
Türkiye’ye sağlık turizmi anlamında ciddi manada hasta gelmeye başladı. Aynı zamanda hekimlerimiz  yurt dışına hem eğitim amaçlı hem de tedavi amaçlı giderek oradaki hekimlerin gelişmesine katkı sağladı. Bu ülkelerdeki insanlar tedavi için Amerika’ya, İngiltere’ye, Almanya’ya giderken, gitmeyi planlarken artık Türkiye gelmeye başladı. Çünkü Türk hekimleri Türkçe konuşuyor. Yapmış oldukları tedaviler çok başarılı. Başta Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi Türkçe konuşan ülkelerden buraya ciddi manada hasta geliyor. Bizde hem hasta gelmesi için gerekli çalışmayı yaparken hem de oradaki hekimlerin ciddi manada dünya tıbbını öğrenmeleri ve dünya tıbbının gelişmelerinden haberdar olmaları, takip etmeleri için eğitimler düzenliyoruz. Olanakları olan hekimleri ise Türkiye’de Avrasya Hematoloji Kongresi’ne davet edip eğitimlerine devam etmelerini  sağlıyoruz” dedi.

“Türki Cumhuriyetlerde Tıbbın Gelişmesi Önemli”
Sağlık turizminin sağlıklı devam edebilmesi için bu cumhuriyetlerde tıbbın gelişmesinin önemli olduğunu belirten Prof. Dinçer, “Bu cumhuriyetlerde tıbbi bilgilerinin biliniyor olması, tıbbi tedavilerin yapılıyor olması önemli. Yapılıyor olacak ki Türkiye geldiği zaman hasta tedavisi yapılabilsin. Son evreye gelmiş bir kanser hastasının Türkiye’ye gelmesi çok bir şey ifade etmiyor. Kimsenin elinde sihirli değnek yok.  Dünya tıbbında ne yapılıyorsa o yapılacaktır. Bizim derneğimizin büyük özelliği de bu ülkelerde basit tıbbi uygulamaları öğretmek, basit tıbbı tedavileri anlatmak ve onların yapabileceklerini orada yapmasını sağlamak” şeklinde konuştu.

“Buradaki İnsanları Türk Hekimleri İle Buluşturuyoruz”
Tıbbi hizmetlerin etkili olabilmesi için alt yapının gerekli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Tıbbi hizmetler için alt yapı gerekiyor, eğitim gerekiyor. Tomografiniz, Ultrasonunuz, MR’ınız,  iyi bir laboratuarınız olmak zorunda. İyi bir hastaneniz olmak zorunda. İyi laboratuar elemanınız olmak zorunda.  Yapmak her zaman en kolayıdır, sonrası önemlidir. Sonrasın da hasta öldükten sonra bir anlamı yoktur. Mesela savaş cerrahisinde hastayı tedavi etmek değil yaşatmak önemlidir. Ondan dolayı da bizim yapmamız gereken şey eğitimi tamamlayıp hem Türkiye’deki sağlık turizmini arttırmak, hem buradaki insanlarla Türkiye’deki hekimleri buluşturmak. Hekimlerin oralarda hasta görmesini sağlamak. Biliyorsunuz sağlıkta en son tedaviler katma değeri en yüksek tedavilerdir. En ucuz maliyetlisini en pahalıya satabilirsiniz. Dünyada da bu iş böyledir. Siz eğer bunları doğru bir şekilde uygularsanız katma değeri yüksek işi Türkiye’de yapar katma değeri düşük işi katma değeri yüksek işe hazırlarsanız kendi ülkesinde veya kendi ülkesinde böylece en başarılı işi yaparsınız. Bundan dolayı bizim yaptığımız hem ekonomik anlamda Türkiye’ye katkı sağlamak, Türkiye hematolojisini kalkındırmak, Türkiye hematolojisini tanıtmak ve Türkiye hematologlarının dünya hematologları haline getirmek” dedi.

Türki Cumhuriyetlerde tıp sektörünün durumu hakkında bilgiler veren Prof. Dinçer şunları söyledi: “
1980’lerde çip teknolojinin gelişmesi ile birlikte görüntüleme son derece değişti. Tomografiler, Ultrasonlar, MR’lar, görüntüleme hastalığı çok daha iyi tanır hale gelince bu bir sonraki stepe geçti. İnsanlarda en çok ölüme neden olan kardiyolojik hastalıklar için anjiyo ve anjiyoplasti devri açıldı. Ne oldu Türkiye’de; anjiyo ve anjiyoplasti arttı. Herkesin yaptığı ve her hastanenin yaptığı iş haline geldi. Daha sonra, 1990’lar ve 2000’ler de kemik iliği nakli ve şimdiki kök hücre tedavileri geldi. Kök hücre tedavilerinde şuanda devam ediyor aynı süreç. Azerbaycan’da halen anjiyo- anjioplasti devri var. Özbekistan, Kırgızistan hala anjio-anjiyoplastinin taş devdi dediğimiz seviyesinde. Kazakistan hala anjiyo- anjioplasti devrinde. Hiç birisi kök hücre tedavisine gerçek manada geçemediler. Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan dahil. İşti biz bu ülkeleri bu aşamanın bir sonrasına hazırlıyoruz. Şuanda Azerbaycan’da kemik iliği nakli yapılıyor, Kırgızistan’da kemik iliği nakli yapılıyor. Türkiye’nin 1995 yılları diyebiliriz” şeklinde konuştu.

“Çalışmalarımız Sağlık Turizmi İçin Lokomotif Oluyor”
Bu ülkelerin sağlıkta Türkiye’ye en yakının 10 yıl geride olduğunu belirten Prof. Dinçer, “Bu ülkelerin sağlıktaki yeri için 1990’lar ve 2000’lerin başı gibi düşünebilirsiniz. Türkiye’ye en yakını 10 yıl geride. Böyle düşündüğünüz zaman bu ülkelerin Türkiye’den çok alacağı var, bizim onlara vereceğimiz çok şey var.  Hem ticari anlamda hem de tıbbın gelişimi anlamında.  Çünkü oraya gittiğiniz zaman siz Türkiye’nin ilacını yazıyorsunuz, Türkiye’deki tıbbi cihazları getirtiyorsunuz. Bunu düşündüğünüz zaman sadece sizin veya doktorun oraya gitmesi, tedavi uygulaması bir sürü kişiye iş çıkartıyor. Öyle düşündüğünüz zaman Türkiye’deki bu sağlık turizmi veya sağlıktaki gelip-gitmeler, kongreler, katılımlar, bizim oraya gitmelerimiz ciddi manada Türkiye’ye katkı sağlıyor. Çalışmalarımız sağlık turizmi için lokomotif oluyor. Biz önden gidiyoruz. Diğer branşlara göre çok daha öndeyiz. Onlar biraz daha kendi içindeki Türkiye içinde durumu takip ediyorlar. Biz tabi uluslararası çalışan bir dernek olduğumuzdan dolayı bunların hepsini birlikte düşünüyoruz. Hem Türkiye içinde ulusal anlamda çalışmaları devam ettiriyoruz, Türk hematologlarının gelişmesini sağlamaya çalışıyoruz hem de yurt dışındaki  Türki devletlerdeki hematologları geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.  

Röportaj
Engin Kahraman